fakir ingilizlerin cezalandırıldığı yer: workhouse

Sanayi Devrimi’nin etkisiyle İngiltere, güneş batmayan bir imparatorluğa dönüştü. Fakat bu yıllarda yine aynı ülkede sadece fakir olduğu için cezalandırılan binlerce baba, çocuğunu görmekten mahrum bırakılıyor ve ölesiye çalıştırılıyordu. Üstüne üstlük bu korkunç workhouselar 1976’ya kadar başka isimler altında kullanılmaya devam etti.

English

Britons Punished for Being Poor: The Workhouse

In 1968, as humanity prepared to travel to the Moon, eight-year-old Susan Swinton was placed in a former workhouse with barred windows. Her family’s only offence was becoming homeless. Susan lived there with her mother and siblings under rules that seemed to belong to the Victorian period, even though the workhouse system had officially disappeared years earlier.

Poverty Was Treated as a Personal Failure

During the 19th century, Britain grew wealthy through factories, railways and its expanding empire. Yet many officials believed that helping poor people encouraged laziness. Poverty was often treated not as the result of low wages, unemployment or illness, but as a personal failure.

The New Poor Law of 1834 made the system harsher. Assistance given to people in their own homes was severely restricted, and those seeking help were expected to enter institutions known as workhouses. Conditions inside were deliberately unpleasant to discourage people from asking for support.

Families Were Separated

Families entering a workhouse were divided. Men, women and children lived in separate sections and had limited contact with one another. Those considered capable of working were given exhausting and repetitive tasks, such as breaking stones or pulling old ropes apart.

Southwell Workhouse in Nottinghamshire was designed with prisons in mind. Its 158 residents were separated by age and sex, and communication between sections was forbidden. The institution was intended not merely to provide shelter, but to discipline the poor.

People were officially free to leave, but outside they faced hunger, unemployment and homelessness. Life in the workhouse carried its own stigma, making it harder to find employment. The doors may have been unlocked, but many residents had nowhere else to go.

“Please, Sir, I Want Some More”

Bad food, disease, child labour and strict discipline made workhouses one of the darkest symbols of Victorian Britain.

Charles Dickens attacked the system in Oliver Twist. Oliver’s request for another portion of food—“Please, sir, I want some more”—became a symbol of hungry children and a society that treated poverty as a crime.

Public opposition gradually increased. Legislation passed in 1929 allowed local authorities to turn workhouses into hospitals. The institutions were formally abolished in 1930, and the remaining Poor Law system ended in 1948. Yet many of the buildings continued operating as hospitals, care homes or temporary accommodation for homeless families.

Still Living There in 1968

Susan Swinton’s family became homeless in 1968. Her father frequently went to prison and was violent towards the family. After spending a night at the Salvation Army, Susan, her mother and siblings were taken to the former Southwell Workhouse. It was now called Greet House and officially served as temporary accommodation, but life inside remained rooted in the past.

The family shared a bare room containing five iron beds, a small table, a stove and a sink. The windows had bars, and high fences blocked the view outside. The children were forbidden from entering the orchard, hanging washing outside or approaching the staff area. They were told that breaking the rules could leave them on the street.

The family remained there for three years. Susan’s mother gradually withdrew from life and became dependent on alcohol and sleeping pills. Though still a child, Susan began caring for her siblings, cooking and managing the family’s small welfare payments.

She Returned to Tell the Story

The family eventually moved into a council house. The Southwell building continued to accommodate homeless people until 1976. It was later purchased and restored by the National Trust.

Years later, Susan returned as a volunteer. She explained that nobody had listened to her when she lived there, but visitors were now willing to hear her story. The room where her family stayed was recreated using her memories.

This was the less celebrated side of the Britain remembered for wealth, grandeur and progress. Workhouses did not eliminate poverty. They hid poor people from public view and turned the need for help into a source of shame.

Even after the system changed its name, the same walls, stigma and loneliness survived for decades.

Fakirlik bir kusur sayılıyordu

19. yüzyılda Britanya fabrikaları, demiryolları ve büyüyen imparatorluğuyla zenginleşiyordu. Ancak yöneticiler, yoksullara yapılan yardımın insanları tembelleştirdiğine inanıyordu. Fakirlik düşük ücretlerin, işsizliğin veya hastalığın sonucu olmaktan çok kişisel bir kusur gibi görülüyordu.

1834’te kabul edilen Yeni Yoksullar Yasası, yardım sistemini daha sert hâle getirdi. Evlerinde yaşayan ihtiyaç sahiplerine verilen destek büyük ölçüde sınırlandı. Yardım isteyenlerin workhouse adı verilen yoksullar evlerine girmesi bekleniyordu. Buradaki şartlar bilerek ağır tutuluyor, böylece insanların devletten yardım istemekten vazgeçmesi amaçlanıyordu.

Charles Dickens, 1838’de yayınlanan Oliver Twist isimli romanında workhouseların ağır ve acımasız koşullarına detaylıca yer verir.

Aileler birbirinden ayrılıyordu

Workhouse’a giren aileler birlikte yaşamıyordu. Erkekler, kadınlar ve çocuklar farklı bölümlere gönderiliyor, görüşmeleri sınırlandırılıyordu. Çalışabilecek durumda olanlar taş kırma veya eski halatları liflerine ayırma gibi ağır ve tekdüze işlerde çalıştırılıyordu.

Nottinghamshire’daki Southwell Workhouse’un tasarımı hapishanelerden esinlenmişti. Burada yaşayan 158 kişinin konuşması ve karşı bölümlerdeki aile üyeleriyle görüşmesi yasaktı. Amaç yalnızca barınak sağlamak değil, yoksulları disipline etmekti.

İnsanlar kâğıt üzerinde workhouse’tan ayrılabilirdi. Fakat dışarıda onları evsizlik, açlık ve işsizlik bekliyordu. Kurumda kalmış olmak da kişiyi “tembel” ve “işe yaramaz” damgasıyla baş başa bırakabiliyordu. Kapılar açık görünse de gerçek bir çıkış yolu çoğu zaman yoktu.

“Biraz daha istiyorum”

Workhouse’ların kötü yemekleri, hastalıkları, çocuk emeği ve sert kuralları Viktorya döneminin en karanlık sembollerinden biri oldu.

Charles Dickens, Oliver Twist romanında bu sistemi eleştirdi. Oliver’ın boş kâsesini uzatarak söylediği “Lütfen efendim, biraz daha istiyorum” sözü, aç bırakılan çocukların ve yoksulluğu cezalandıran düzenin simgesine dönüştü.

Toplumdaki tepkiler zamanla büyüdü. 1929’da yerel yönetimlerin workhouse’ları hastanelere dönüştürmesinin yolu açıldı. Kurumlar 1930’da resmen kaldırıldı, 1948’de ise eski Yoksullar Yasası’nın son kalıntıları sona erdi. Fakat birçok bina hastane, bakım kurumu veya evsizler için geçici barınak olarak kullanılmaya devam etti.

Southwell Workhouse’un son sakinlerinden Susan Swinton, bugün müzeye dönüştürülen bu binada yaşadıklarını ziyaretçilerle paylaşıyor.

1968’de hâlâ aynı duvarların içindeydi

Susan Swinton’ın ailesi 1968’de evsiz kaldı. Babası sık sık hapse giriyor ve ailesine şiddet uyguluyordu. Bir geceyi Selamet Ordusunda (Salvation Army) geçiren aile, ertesi gün eski Southwell Workhouse’a götürüldü. Bina artık resmen workhouse sayılmıyor, Greet House adıyla evsiz aileleri barındırıyordu. Ancak içindeki hayat geçmişten pek kopmamıştı.

Susan, annesi ve üç kardeşiyle dar ve çıplak bir odada yaşıyordu. Odada beş demir yatak, küçük bir masa, ocak ve lavabo vardı. Pencereler demir parmaklıklıydı; dışarıdaki yüksek çitler manzarayı kapatıyordu. Çocukların meyve bahçesine gitmesi, çamaşırlarını dışarı asması ve personel bölümüne girmesi yasaktı. Kuralları çiğnerlerse sokağa atılacakları söylenmişti.

Aile üç yıl boyunca tek odada yaşadı. Susan’ın annesi zamanla hayattan koptu; alkol ve uyku haplarına bağımlı hâle geldi. Henüz çocuk olan Susan, kardeşlerine bakmaya, yemek pişirmeye ve sosyal yardım parasıyla evin ihtiyaçlarını karşılamaya başladı.

Hikâyesini anlatmak için geri döndü

Aile sonunda bir belediye evine taşındı. Southwell’deki bina ise 1976’ya kadar evsizler için geçici barınak olarak kullanılmaya devam etti. Daha sonra National Trust tarafından satın alınarak müzeye dönüştürüldü.

Susan yıllar sonra çocukluğunu geçirdiği bu binaya gönüllü olarak geri döndü. Çünkü o yıllarda kimsenin kendisini dinlemediğini, şimdi ise insanların hikâyesini duymaya geldiğini söylüyordu. Yaşadığı oda da anlattıklarına göre yeniden düzenlendi.

Britanya’nın zenginlik, ihtişam ve ilerlemeyle anılan yıllarının daha az anlatılan tarafı buydu. Workhouse’lar yoksulluğu ortadan kaldırmadı. Yalnızca fakir insanları toplumun gözünden uzaklaştırdı ve yardıma ihtiyaç duymayı utanılacak bir duruma dönüştürdü.

Sistemin adı değiştiğinde bile aynı duvarlar, aynı damga ve aynı yalnızlık uzun yıllar yaşamaya devam etti.

Kaynak 1: https://www.bbc.co.uk/news/uk-england-nottinghamshire-47750425

Kaynak 2: https://www.historic-uk.com/HistoryUK/HistoryofBritain/Victorian-Workhouse/

Bir Cevap Yazın

omerdarbaz sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin